Merhaba...

Aylar sonra yeniden merhaba.

Son birkac ay icinde, hayat yogun bir o kadar da karmasik yüzünü bize gösterirken Sweet Moments yine ihmal edildi.

Ama kırmızı minik not defterimi alıp sayfalarına yazmaya baslıyınca fark ettim ki yazmak bana iyi geliyormus.

O zaman yeni yazilarda gorusmek uzere tekrar merhaba...

Ögrenmenin Yasi Var mi?

Zirve Tabii ki de yok diyeceksiniz di mi?

Evet ama belki de ögrenme istegi ve motivasyonunun yasi yok ama ögrenilebileceklerin bir siniri var...

Düsünün bir kere yepyeni bir dili 15 yasinda ögrendiginiz kadar hizli ve kolay ögrenebiliyor musunuz?

Ya da 60 yasinda birisi kayak yapmayi ögrenmeye cok guclu bir istek duymasina karsi 25 yasindaki kadar cesaretle ögrenebiliyor mu?

50+ müdürünüz ve siz yeni bir bilgisayar programi egitimine katiliyorsunuz, amac  egitim sonrasi programi aktif bir sekilde kullanabilir hale gelmek, kim daha hizli bir sekilde kullanmaya basliyor?

Örnekleri sizlerin de deneyileriniz ile cogaltabiliriz.

Diyecegim o ki malesef her ne kadar güclu istek ve motivasyon duysak da zamanla ögrenebileceklerimiz zaman ve uygulayabilme acisindan zor bir donemece giriyor, ve o donemec kendini hissettirirse iste o zaman da cogu insan ya geriye bakiyor ya da kendince bir sebep/sonuc ikilemi gelistiriyor.

Sanirim akildan cikarilmamasi gereken istek ve motivasyonu her daim taze tutmak ve "baslamak bitirmenin yarisidir" diyip dört kolla yapmak istediklerimize sarilmak.

Uzun mu sürüyor, zor mu geliyor önemli degil, önemli olan yapabileceginize inanmak...

Her ne ise yapmak istediginiz ve isteyecekleriniz onlara siki sikiya sarilin ve yaptiginizda, basardiginizda, gerceklestirdiginizde hissedeceginiz duyguyu düsünüp adimlariniz o yönde atin...

Birkac gün önce Isvicreye yaptigim is seyahati sirasinda yol boyunca gördügüm yüksek daglarin bana bu düsünceleri düsündürtmesi enteresan, karli zirve göründügü kadar da uzak olmayabilir yeter ki isteyelim:)

Haftaniz cok iyi gecsin...

Facebook üzerinden Blogging...

Blogit_2 Facebook kullanimi kolay, hizli ve eglenceli aplikasyonlarina bir yenisini daha eklemis;

Blog It...

Blog It sayesinde Facebook uzerinden yazilarinizi kisisel webblog'unuza gönderebiliyorsunuz.

Ben de Facebook uzerinden size "Merhaba" demek, blogger arkadaslari da bu gelismeden haberdar etmek istedim...

Sanirim artik daha sik yazabilecegim, ne dersiniz:)

You are where you live ...

City_cover Baslik diyor ki "Nerede yasiyorsaniz siz o'sunuz"...

Gecenlerde okudugum bir dergide ilgimi ceken bir kitap önerisi, kitabin ismi "Who is Your City". Henüz kitabi okumadim, ama siparis edildi:)

Kitap ilk önce basligi ile beni cekti, acaba nerede yasadiginiz zaman zaman kararlarinizi, kariyer adimlarinizi, yapmak istediginiz isi, yasam tarzinizi, arkadas secilerimizi, sosyo-kulturel gelisiminizi , kisaca "Kim" oldugunuzu etkiliyor mu?

Belki de caktirmadan hayatinizi manupüle ediyor mu !

Sanirim bu sorularin cevaplari büyük cogunlukla "Evet" olacaktir.

Gecen gün TV'deki bir programa takildi gözüm, ülkelerini terk edip binlerce km uzakliktaki sehirlere hatta yepyeni kitalara göc eden Almanlar'in yeni hayatlari üzerine bir programdi... Bir gün, bir anda islerini, sosyal cevrelerini birakip bambaska bir ülkeye gidip yepyeni bir hayat tarzi kurmak istemelerinin sebebi neydi diye düsündüm.

Sadece yeni yasamlara duyulan merak ve yasanilan, süregelen hayatin verdigi rutinlikten kurtulma cabasi mi?

Kitabin basliginda oldugu gibi, sirket carkinin icine girip beyinsel gücünüzün sonucu olarak nokta atisi seklinde kendinizi bambaska bir ülkede bulmaniz mi?

Evet ben de uzaktayim ve seneler hizla geciyor...

Kimbilir ne zaman tekrar "Istanbul" olabilecegim (z)?

Peki siz hangi sehirsiniz ? ...

Sweet Moments TRT Int' deydi...

Sweet Moments, 30 Mart Pazar günü TRT Int' de yer alan Türksite adlı programa konuk oldu.

Kaçıranlar için  bir kez daha  Sweet Moments TRT Int' deydi...

Viyana Gezisine Devam...

The_kiss Nerede kalmıştık, en son Gerstner Cafe'de kahve-pasta keyfi ve kahve kültürünün Avrupa'ya nasıl yayıldığından bahsetmiştik. Viyana gezimizin ikinci gününde şehrin meşhur meydanlarından Karlsplatz'a giderek güne başladık. Karlsplatz Viyena Mozart Orkestrasına ev sahiplik yapan MusicVerein (Müzik Klubü) binasına da çok yakın. 1870 yılından beri birçok besteciye, melodiye ev sahipliği yapmış bu tarihi binada müzik dinlerken kendinizi zaman içinde yolculuk yaparken buluyorsunuz. Konser vaktine kadar ilk olarak Belvedere sarayını görmek istedik zira Karlsplatz' dan yürüyerek ulaşılabilirsiniz. Belvedere Sarayı 1745 yılında  Savoy Prensi Eugen emri ile mimar Johann Lucas von Hildebrandt´a yaptırılmış. Yukarı ve Aşağı Belvedere Sarayı olarak iki parçadan oluşan barok yapılar birbirine çok geniş ve gözalıcı bir bahçe ile bağlı, saray Prens Eugen' in yaz sarayıymış. Şu anda ise birçok ünlü ressamın tablosuna ev sahipliği yapan bir müze. Belvedere' de Gustav Klimt' in eserlerini izleyebilirsiniz, başyapıtlarından biri olan  "The Kiss, Der Kuss, Öpücük" adlı tablo da Belvedere sarayında sergileniyor. Yazlık sarayı gördükten sonra sıra geldi kışlık saraya, şehir merkezinde ilk gün görmeye fırsat bulamadığımız Hofburg imparatorluk sarayını görmeye karar verdik. Hofburg' un geçmişi 13. yüzyıla kadar dayanıyor. Sarayın girişinde Avusturya kraliçesi Elizabeth bilinen ismi ile Sisi'ye ait bir müze de var. Sarayın girişinde yer alan Michele kapısına gelmede n Kohlmarkt üzerinde Demel Cafe'ye de uğramanızı tavsiye ederim. Demel 1888' den beri Kohlmarkt' de, imparatorluk sarayına da hizmet vermiş pastanenin birbirinden leziz pasta ve turtalarının yapımını da canlı olarak izleyebilirsiniz. Kahve molamızın ardından kendimizi Heldenplatz, Helden meydanında bulduk. Helden meydanı yani "Heroes Square", kahramanlar meydanı asırlar boyunca çok önemli olaylara tanıklık etmiş bir meydan. Belki de en çok hatırlanan olay 1938 yılında Adolf Hitler' in Avusturya İlhakı olmuştur. 12 Mart 1938'de Hitler orduları ile doğum yeri olan Avusturyaya girdi. Hitler'in Avusturya içinde ilerlemesi gittikçe bir zafer yürüyüşüne döndü ve Viyana'da, Heldenplatz'ta 200.000 Avusturyalının Hitler'in nutkunu dinlemesiyle zirveye ulaştı(Video: Hitler,Avusturya'nın Reich'a dahil olduğunu açıklıyor (2MB)

480pxwiener_riesenrad_dsc02961 Konser ile tamamlanan günün ertesinde 3. günde ilk durağımız Prater, Viyena' nın tarihi eğlence parkıydı. Prater' in gözdesi de Riesenrad=Giant Wheel=Dev dönmedolap idi. Riesenrad' ın içinde Avusturya tarihi de illustrasyonlar ile  gösterilmiş, dönme dolap öncesinde içinde dönerek Avusturya tarihinde küçük bir gezi yapabiliyorsunuz. Riesenrad 1897 yılında inşaa edilmiş. Ve yine Viyena' nın simgelerinden olan Hundertwasser Haus,   Avusturyalı ressam ve heykeltraş Friedensreich Hundertwasser tarafından yapılan evi görmeye gittik. 1986 yılında tamamlanan apartman kompleksi her kültürden bir parça barındırıyor ve Avusturyanın görülmesi gereken yapıtları arasında yer alıyor. Hundertwasser Haus' dan ayrılıp Naschmarkt yani bizdeki Mısır çarşısı benzeri açık pazara gitmeye karar verdik. Naschmarkt 1,5km uzunluğunda, yol boyunca enfes manzaralar, birbirinden leziz mezeler, kuru meyveler ile karşılaşıyorsunuz. Sıkça Türkçe duyarsanız şaşırmayın zira çoğu mekan Türk ya da Türkçe konuşabilen Yugoslavlara ait. Enteresan olan Naschmarkt 16. yüzyıldan beri aynı mekanda ! Naschmarkt' ın sonunda birbirinden lezzetli balık ve deniz ürünlerini tadabileceğiniz balık restaurantları var. Ve karşınızda 1897 yılında inşaa edilen "Secession" binası yani bilinen adıyla Avusturyalı Sanatçılar Odası var. Gustav Klimt ve Otto Wagner yapının inşaa edilmesinde büyük rol oynamış.

Ve yemek zamanı, belki duymuşsunuzdur Wiener Schnitzel, Viyana Şinitzeli diye bir tanım vardır, işte tam yerindesiniz meşhur Şinitzeli şehirde en iyi yapan restaurant Figlmüller olarak biliniyor. Mekana Stephensplatz' dan aşağı doğru yürüyerek, Stephansdom arkanızda kalacak şekilde  ulaşabiliyorsunuz. İlk mekan küçük bir pasajın içinde ve yer bulmak neredeyse imkansız, rezervasyon yaptırmakta fayda var.

Ve Viyana'da 4. gün, Schönbrunn sarayı ile başladı. Schönbrunn için bir tam gün harcayabilirsiniz, bu sarayı bir de bahar ya da yazın görmek gerek. Şahane bahçelerinin tadına varmak için.  Rathaus, Museums Quartier sonraki durak noktalarımızdı. Viyendaki tüm belli başlı müzeler bir alanda toplanmış ve bu alana da müze köşesi denmiş. Şahane bir fikir böylece kısa zaman içinde birçok müzeyi gezebiliyorsunuz. Biz MUMOK  modern sanat müzesini (MUseum+MOdern+Kunst) ve Naturhistorisches Museum yani doğal tarih müzesini gezebildik, her ikisini de görmenizi tavsiye ederim.

800pxsachertorte_dsc03027 Ve gezimize son noktayı yine ismi Avusturya ile anılan Sacher Torte, Sacher turtası ile koyduk. Ve turtaya ismini veren Sacher Cafe'ye gittik. Turtanın tarifi yüzyıllardır saklanıyor ve hikayesi de ilginc; 1832 yılında saray için yapılacak bir ziyafetin hazırlıkları esnasında tatlılardan sorumlu olan aşçı hastalanır ve ziyafetin tatlısını hazırlama görevi genç aşçı Franz Sacher' e kalır. Ve  gecenin sonunda yaptığı kek çok beğeni toplar, Hotel Sacher tarafından patenti alınır ve tarifi yıllar boyunca kuşaktan kuşağa saklanarak aktarılır. Tadı nasıldı diye sorarsanız, alışılmışın dışında extra lezzetli değildi diyebilirim. Cafe Sacher ve Cafe Demel arasında yıllardır süregelen Sacher Torte savaşı varmış, Demel' de de Demel Sachertorte adı altında bulabilirsiniz. Bu arada fayton turlarını unuttuk, şehirde birçok noktadan özellikle Hofburg çevresinden binebilirsiniz, 4 ya da 5 kişi binmekte fayda var, fiyatlar turistik:)

Mutlaka Tadın: Melange Kahve, Kaiserschmarren, Palatschinken, Einspaenner Kahve, Viyena Schnitzeli, Apfelstrudel ve daha birçok pasta çesidi...

Viyena' ya bir de bizim kameramızdan bakmak isterseniz > mutlaka  tıklayın Horizon

Ve bu dört günün sonunda biz dedik ki umarız yolumuz bir daha Viyena' ya düşer, umarım sizin de  yolunuz bir ara Viyanadan geçer...
 

Viyana ...

Vienna_3 Batı' nın uçbeyi, asırlar boyunca ünlü bestecileri, yazarları, filozofları barındırmış, çeşitli imparatorlukların, ulusların gelip geçtiği asil kent Viyana...

Tarih bilgilerimizden anımsayacağımız üzere, Osmanlılar Viyana'yı askeri açıdan iki kez kuşatıyor. Birinci Viyana Kuşatması 1529 Kanuni Sultan Süleyman, ikinci Viyana Kuşatması 1683 IV. Mehmet tarafından yapılıyor. 1683’teki Viyana kuşatması Avrupa tarihinin dönüm noktalarından biridir. Bu olay, aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu’nun geleceğini de derinden etkilemiştir. Osmanlılar kuşatmadan sonra Avrupa’daki topraklarının yarısından çoğunu kaybetmişler ve imparatorluk için çöküş dönemi başlamıştır.

Biz de bu asil kenti 4 günde kuşatmayı denedik, ama bu sefer Türkler Viyana' ya batı' dan yaklaştı:) Düsseldorf - Viyana yolculuğumuz yaklaşık 1 saat 20 dakika sürdü. Viyana bizi bembeyaz ve lapa lapa yağan kar ile karşıladı. Havaalani ile şehir arası ulaşım oldukça rahat, havaalanındaki turist ofislerinden alacağınız "Vienna Card" ile toplu taşıma araçları, müzeler, şehrin belli başlı atraksiyonlarında yararlanabileceğiniz indirimin dışında havaalanı ve şehir arası ulaşım için kullanılan otobüs ve trenlerde de extra bir indirim almış oluyorsunuz.

İlk olarak şehir merkezine Stephensplatz yani Stephan meydanına gittik. 1137 den kalma Avusturya gotik sanatının en önemli yapıtı olan Stephansdom Katedrali ile karşılaştık. Şehrin tam orta noktasında tüm haşmeti ile Viyana'ya sahip çıkar bir hali vardı. Mozaiklerle süslenmiş çatısı II. dünya savaşından sonra zarar gördüğü için yenilenmiş fakat dış yüzeyi gri ve karanlıktı. Stephansdom bu zamana gelene kadar tam üç kez inşa edilmiş İlk inşa edildiğinde yüksekliği 83 metreymiş. Heinrich Jasomirgott zamanında uğradığı yangından sonra, yüksekliği büyütülerek roma tarzında inşa edildi ve ardından 50 sene sonrada şuan ki gotik stilinde son inşaatı yapılmış ve bu inşaat yaklaşık 150 yıl sürmüş.

Kar taneleri yüzümüza vura vura, kalabalığa karışarak Viyana’nın en işlek caddesi "Kärntner Strasse" ile tanıştık.  Kısa bir mola için Cafe Gerstner' i seçtik.  Cafe Gerstner 1847' den beri  Kärntner caddesinde, pasta ve çikolatalarının ünü de tüm Avrupa'da. 

Viyana seyahatinin olmazsa olmazlarından biri de tarihi Cafe'leri. Avrupadaki cafe kültürünün doğum yeri Viyana. Viyana'ya bu kültürün nerede geldiği de çok ilginç; bizlerden, Türklerden...15. yüzyıldan itibaren kahvehane ya da kıraathane'ler Ortadoğu ülkelerindeki ilk sosyalleşme mekanları olmuştur. İlk olarak 1457 yılında İstanbul'da Kiva Han isimli cafe yani kahvehane açılmıştır. Osmanlılar kahve kültürünün Avrupa'da yayılmasında büyük rol oynamıştır. II. Viyana kuşatmasının ardından Osmanlılar kahveyi arkalarında Viyana'da bırakmışlar ve kahve kültürünün Avrupa'da oluşmasına ön ayak olmuşlar. Viyana'da Türk kahvesi de menülerde yer alıyor ve tüm kahveler bizim Türk kahvesini servis ettiğimiz gibi bir bardak su eşliğinde servis ediliyor.

Viyana dört günde inşaa edilmedi, biz de şehri dört günde bitiremedik, ben de dört günü buraya sığdıramadım...

Öyle ise Viyana notlarımın devamı için yarın Sweet Moments'i tekrar ziyaret edin...

Kadının Adı Var mı?

Kadn_3 Yandaki resimden de anlaşılacağı üzere; Kadınların altından kalkamayacağı iş yoktur...Yeter ki kendilerindeki gücün ve potansiyelin farkına varsınlar, kendilerini eğitsinler, çalışsınlar, üretsinler, aktif siyaset yapsınlar ve en önemlisi kendilerine güvensinler.

Her sene tüm dünyada kadınların ekonomik, politik ve sosyal başarılarını kutlamak, takdir etmek amacıyla kutlanan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü' nün nasıl oluştuğunu geçen seneki yazımdan okuyabilirsiniz.

Türk İstatistik Kurumunun verilerine göre 2007 - 2050 yılları arasında Türk  nüfusu yaşlanacak buna karşın kadınların sayısı artacak.

Birleşmiş Milletler tarafından yapılan bir araştırmaya göre;

1. Dünyadaki işlerin %66’sı kadınlar tarafından görülüyor.
2. Buna karşın kadınlar dünyadaki toplam gelirin ancak %10’una sahipler.
3. Dünya’daki mal varlığının ise % 1’ine sahipler.
4. Başka bir değişle dünyadaki işlerin % 34’ü erkekler tarafından görülüyor ama erkekler dünyadaki toplam gelirin % 90’ına ve toplam mal varlığının % 99’una sahipler.

Bunun dışında birçok istatistik ile karşılaştık son birkaç günde, kadınların okuma-yazma oranı, meclisimizde ülkemizin 60%'dan fazlasını oluşturan kadınları temsil edecek olan kadın milletvekili sayısı, çalışan kadın nüfusu...

Rakamlar bir tarafa kadınların hala eş ya da partnerleri hatta zaman zaman aileleri tarafından şiddete maruz kaldıkları, profesyonel hayatta sessiz ve fiziksel olmayan şiddet ile karşıklaştıkları hatta tacize uğradıkları, kariyer ve aile ikilemi içinde işlerinden uzaklaştırıldıkları, eğitim haklarının ellerinden alındığı, siyasi platformda yeteri kadar temsil edilemedikleri  bir dünyada  malesef kadının hala adı yok...

Her gün sizin; üretin, çalışın, sorun, araştırın, sorgulayın, özgür olun...

not: Sayfanın başındaki harika illüstrasyon bu siteden alınmıştır.

HAKKIMDA

Photos from our camera / Bizim Kameramızdan ...

  • www.flickr.com
    This is a Flickr badge showing public photos from +HoriZon. Make your own badge here.

GOOGLE ADS

Google

  • Google

    WWW
    example.typepad.com

Blogger's Choice Awards

Travel Turkey ...

  • myspace layouts, myspace codes, glitter graphics